Pages

Subscribe:

Ads 468x60px

11 Mart 2012 Pazar

“ÖMEROĞLU” İŞ DÜNYASINDA Kİ SORUNLARDAN BAHSETTİ

Soma Belediye Düğün Salonunda yapılan “Maden Sektöründe Çalışma Koşullarını İyileştirme Projesi” toplantısında ASMA Şirket Müdürü ve Soma İş Adamları Derneği(SİAD) adına konuşma yapan Usame Ömeroğlu konuşma yaptı. Ömeroğlu yaptığı konuşmada;
“Uzaktan ve yakından buraya kadar teşrif edip kıymetli vakitlerini ayıran siz saygıdeğer katılımcılara Soma İşadamları Derneği adına ve şahsım olarak saygı, sevgi ve hürmetlerimi sunarım.
Başta sayın Şevki Özdemir Bey olmak üzere bu programın yapımında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.
Tabi böyle şeylere alışık olmadığımızdan dolayı, Şevki Beyden bu toplantının yapılacağını ilk duyduğumuzda İş Dünyasındaki arkadaşlar olarak biraz hayretler içinde kalmadık desek yalan olur. Hatta Şevki Beye bu bir kamera şakası değil mi? Diye takıldım.
Çünkü.. Devlet babamız sistemini ayakta tutabilmek için gerekli olan maddi ihtiyaçlarını temin ettiği mükelleflerin acaba bir sıkıntısı var mı? yok mu? Diye sorduğuna yeni yeni şahit oluyoruz.
Ben aslen Trabzonluyum.. Bizim oralarda yaşanmış bir hikaye anlatılır. Sizinle paylaşmak istiyorum.
Ruslar bölgeyi işgal ettikleri zaman ulaşımlarını sağlamak için yöre halkını çalıştırarak yollar açmışlar ve bazı bölgelerde hala o yollar kullanılıyor. Bir gün devlet büyüklerimizden birisi bölgeyi ziyarete gelir ve yaptıkları sözde icraatları anlatmaktadır halka.. İşte biz şunu yaptık, biz bunu yaptık, bizden memnun musunuz diye döktürüyormuş. Bu arada köylü amcalar, dayılar söylenen her şeye; tabiî ki biz sizden razıyız, çok memnunuz deyip duruyorlar.
O sırada aralarından yaşlı bir amca dayanamaz ve şöyle söyler. Tabi uşağum biz sizden çok memnunuz. Bizum tek bir şikayetumuz var; O da bu alçak Ruslar yok mi onlardandur. Bu yolları yaptılar gittiler ama bir daha gelupta bakımlarını yapmadılar.
Allaha şükürler olsun ki ülkemiz güzel günler yaşıyor. Çok büyük olumsuzluklardan çok güzel günlere geldik. Çok badireler atlattık. İnşallah daha da iyi olacağı kanısındayız.
            Tabi devletimizin ve devlet büyüklerimizin bu vatandaşlarımızın ne dertleri var ve bunlara nasıl bir ortak çözüm bulabiliriz gibi bir düşünce yapısının ortaya çıkması uzun zamandır arzulanan bir durumda.
Yani devletin ana temellerini oluşturan bireyden tutun, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, iş dünyası, kamu kurum ve kuruluşlarının bir entegrasyon içinde olması kolektif bir ruhla çalışması ülkemizin ve dünyamızın istikbali için olmazsa olmaz bir durumu karşımıza çıkarıyor.
Sevindirici bir tablo var karşımızda tabiî ki; işte bu toplantı bunun bir parçası.
Düne kadar dünyanın her köşesinde adından başarıyla söz ettiren Türk Okulları için maalesef bu ülkeden özel olarak görevlendirilmiş gruplar gönderilip bu okulların önünü kesmek isteyen zihniyetten kurtulmuş bulunuyoruz.
Türkiye de okul açmak isteyen yabancıları kendi devletleri sonuna kadar desteklerken bizde ise tam aksi bir durum söz konusuydu.
Artık bu güzide okulları devlet yetkililerimiz bulundukları ülkelerin ilk giriş kapımız olarak görüyorlar.
İşte bu tablo ülkemizin nerden nereye geldiğinin en iyi göstergesidir. Ama hala bu gerçekleri görmek istemeyenler var maalesef.
    Tabi ki yeterli değil yapacak çok işimiz ve çok eksiklerimiz var. Yolun sonuna gelmiş değiliz. Her zamanki gibi yine durmadan, yorulmadan, usanmadan çalışmaya ve yolumuza devam etmek mecburiyetindeyiz.
  Ama bunun için eksikliklerimizi en aza indirip ihtiyaç duyduklarımızı çözümleyerek ayaklarımızdaki prangaları çözmek zorundayız.
Biraz iş hayatımızdaki olumsuzluklardan ve çözüm önerilerinden bahsetmek istiyorum sizlere…
Burada olmamızın ana amacı bu, Çünkü çok değerli Vergi Dairesi Müdürüm burada Abimizdir aynı zamanda. Kendisiyle karşılaştığımız zaman; bana büyük ortak nasılsın diye sorar sağolsun.. Bende her seferinde; ya abi ben büyük ortak falan değilim büyük ortak sensin diye takılırım kendilerine. Ben kağıt üzerinde büyük ortağım.
   Nasıl mı oluyor diye sorarsanız yine devlet babanın büyüklüğü ortaya çıkıyor.
Tüm şartları belirleyen sen,
Ne kadar alınacağını belirleyen sen,
Ne zaman alınacağını belirleyen sen,
Nasıl alınacağını belirleyen sen,
Alamadığı zaman tüm sistemi kilitleyen sen
Vergisini vereni cezalandıran
Vergisini vermeyeni ödüllendiren yine sen. Hiçbir söz hakkımız yok.
Bana söyler misiniz ben nasıl büyük ortağım?
Yine iş hayatındaki en önemli sorunlardan biri çalışanların hakları. Maalesef devletimiz kendi çalışanlarını korurken özel sektörde çalışanlara üvey evlat muamelesi göstererek haklarını ciddi şekilde kayba uğratıyor.
Bu insanlarda bu ülkenin evlatları ve başka bir gezegenden gelmediler elbette. Bunu devlet büyüklerinin görmesini istiyoruz.
Ben özel sektörde bir işveren olarak emekçilerin, işverenin insiyatifinde bırakılmasına karşıyım. Bunu burada ve konusu geçen her yerde dile getiriyorum. Örnek olması açısından bazı konulara değinmek istiyorum.
Biz firmamız olarak kamu kurum ve kuruluşlarında ihale yoluyla muhtelif işler yapıyoruz. Burada çok teknik detaylara girmek istemiyorum ama basit bir hesapla durumu bilgilerinize sunmak istiyorum.
Kamu İhale Kanunu diyor ki: İhale edilen bir işin maliyetiyle ilgili hesaplamalarda % 3 oranında sözleşme gideri öngörüyorum. Bu da 100.000,00 TL lik bir işte 3.000,00 TL ye karşılık geliyor. Ve maliyetini hesaplarken çalışan işçilerin hak edecekleri kıdem tazminatını % 3 lük dilim içinde değerlendiriyorum diyor. Ama yıllık 100.000,00 TL lik bir işte kıdem tazminatına karşılık gelen rakam 7.500,00 TL dir. Sözleşme için öngördüğü 3.000,00 TL lik rakamın yarısı 1.500,00 TL sözleşme anında Damga Vergisi ve Karar Pulu olarak devlete ödeniyor. Geriye kalan 1.500,00 TL lik diğer yarısı da ancak o İş ile alakalı kırtasiye giderlerini karşılıyor.
Allah aşkına soruyorum sizlere bu 7.500,00 TL lik kıdem tazminatı nereden ve nasıl ödenecek. Bu nasıl bir kanundur. Nasıl bir vicdandır bu kanunu yapan … nasıl bir adalettir.
Resmen devletimiz kendi halkının hakkını gasbediyor ve illegal yollara başvurmayı teşvik ediyor. Bu çok büyük bir eksiklik ve ayıptır. Aslında çözümü de çok basit; Nasıl her ay SGK her çalışan için SSK primi topluyorsa Kıdem Tazminatı ve Diğer Haklar için de aylık tahsilat yoluna gitmelidir. Hatta durum öyle vahim bir boyut aldı ki artık çalışanların bırakın tazminatını, hak ettikleri maaşları dahi kesintiye uğruyor. Her çalışandan işe girerken para talep ediliyor ve her ay 200,00 TL-400,00 TL arası para kesiliyor. Açık olarak emek hırsızlığı yapılıyor. Bu durumu hangi vicdan kabul ediyor ve kim dur diyecek buna.. ve ihalelerin yenilendiği dönemlerde biz ve bizler gibi diğer firmalar bu hırsızlarla aynı çizgide yarışa başlamak zorunda bırakılıyor. Bizim bu hırsızlarla nasıl rekabet etme şansımız olabilir.
Diğer bir olumsuz durum ise kurumlarda hazırlanan şartnamelerle ilgili. İhale edilecek iş fiili olarak firmalar tarafından yapıldığı için işin işleyişi, olması gerekenleri, eksiklikleri vs. durumları firmalar tarafından daha objektif bir şekilde tespit edebiliyor. Ama her ne hikmetse şartnamelerin hazırlanması esnasında çok az istisnalar hariç görüş alışverişi yapılmıyor. Bu da işin verimlili-ğini azaltıyor ve işin yürütülmesi esnasında bir sürü aksaklığın çıkmasına sebep oluyor.
Özelleştirme yapılan bölümlerde devlet elemanlarıyla firma elemanları arasında uyumsuzluklar ve anlaşmazlıklar doğuyor.    
Devlet elemanları örgütlenerek firmaların başarılı olmasını engellemek için işyerinde sabotajlar yapılıyor.
Özelleştirme yapılmadan önce bir yılda 3 kez arıza yapan tesisteki bir makine özelleşmeden sonra bir haftada 13 kez arıza yapıyor. Neden? Özel sektörün işi becerememesi mi sebep? HAYIR…
Çünkü kurumunu ve devletini çok seven çalışanı, dönen dişlinin arasına demir parçası sokuyor. Aynı şahsiyet bakıyorsun kömür taşıyan bandı falçatayla kesiyor. Adamlar hukuk yolu dururken tüm illegal yolları deniyorlar.
Hele birde yapılan ihalelerin sonuca bağlanması var ki tam komedi
Yine aynı Kamu İhale Mevzuatı diyor ki; İhale sonucu en düşük fiyat verene göre belirlenecektir.
 Peki az önce bahsettiğimiz hırsızlar ne olacak? İşi iyi yapanla kötü yapan arasındaki far ne olacak? Dürüst çalışıp devletine daha iyi hizmet etmek isteyen ne olacak? Bunların cevabı Kamu İhale mevzuatında bulunmuyor.
Mademki en düşük fiyat esastır o zaman ihale komisyonunda 7 tane üyenin işi ne? Başkanı var, muhasebecisi var, teknik birim sorumlusu var, ihale mevzuat sorumlusu var. Katılımcı firmaların evraklarını iki üyede inceleyip ihaleyi sonuçlandırabilir.
Diyelim ki ihaleyi aldın ve işe başladın. Hak edişlerini alma zamanın geldi ama para yok. Kamu İhale mevzuatına göre bütçesi hazır olmayan iş ihale edilemez. Ama burası bizim Ülkemiz.
Siz çalışanın maaşını ödeyeceksiniz, SSK sını ödeyeceksiniz, vergisini ödeyeceksiniz… Ödemezseniz % 2,5 aylık faiz ödeyeceksiniz ve tüm işleriniz kilitlenecek. Ama hak edişinizi geç aldığınız için size bir fark yok.
Merkezden oturarak kanun çıkarmakla bu işlerin yürütülemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Ama inşallah bu tür toplantılarla sorunlar dile getirilip kanun koyuculara zemin hazırlanmış olur. Sorunlarımızın en kısa zamanda çözüleceğini temenni ediyor hepinize saygılar sunuyorum.”dedi.
FOTO-HABER:ŞEVKET YILMAZ/YAKUP DURALİ

Hiç yorum yok: