Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı, İstiklal Marşı’nın kabulünün
91. yıl dönümü etkinlikleri Belediye Sinema Tiyatro ve Konferans salonun da
yapıldı. Mehmet Akif Ersoy İlköğretim
Okulunun organize ettiği anma törenine Kaymakam Abdülkadir Karataş, Cumhuriyet
Başsavcısı Halil İnal, Belediye Başkanı Hasan Ergene, İlçe Emniyet Müdürü Recep
Kara, İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahsin Altunsoy, okul müdürleri ve öğrenciler
katıldı.
Tiyatro ve Konferans salonunda düzenlenen
Mehmet Akif Ersoy'u anma töreni saygı duşu İstiklal Marşı’nın ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Ormancı yaptı. Ormancı, “12 Mart 1921... Kurtuluş Savaşı'nın en çetin günleri...1.İnönü Savaşı'nı kazanmış, ayaklanmaların bir bölümünü bastırmış, bir bölümü ile uğraşan Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında büyük bir coşkuyla, alkış tufanı kopmaktaydı. Bunun nedeni de bu başarıların ötesinde, Kurtuluş Savaşı'nın ruhunun, bağımsızlık aşkının Mehmet Akif'in dizeleri ile Meclis kürsüsünden okunmasıydı. Ormancı, “12 Mart 1921... Kurtuluş Savaşı'nın en çetin günleri...1.İnönü Savaşı'nı kazanmış, ayaklanmaların bir bölümünü bastırmış, bir bölümü ile uğraşan Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında büyük bir coşkuyla, alkış tufanı kopmaktaydı. Bunun nedeni de bu başarıların ötesinde, Kurtuluş Savaşı'nın ruhunun, bağımsızlık aşkının Mehmet Akif'in dizeleri ile Meclis kürsüsünden okunmasıydı.
Mehmet Akif Ersoy'u anma töreni saygı duşu İstiklal Marşı’nın ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Ormancı yaptı. Ormancı, “12 Mart 1921... Kurtuluş Savaşı'nın en çetin günleri...1.İnönü Savaşı'nı kazanmış, ayaklanmaların bir bölümünü bastırmış, bir bölümü ile uğraşan Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında büyük bir coşkuyla, alkış tufanı kopmaktaydı. Bunun nedeni de bu başarıların ötesinde, Kurtuluş Savaşı'nın ruhunun, bağımsızlık aşkının Mehmet Akif'in dizeleri ile Meclis kürsüsünden okunmasıydı. Ormancı, “12 Mart 1921... Kurtuluş Savaşı'nın en çetin günleri...1.İnönü Savaşı'nı kazanmış, ayaklanmaların bir bölümünü bastırmış, bir bölümü ile uğraşan Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında büyük bir coşkuyla, alkış tufanı kopmaktaydı. Bunun nedeni de bu başarıların ötesinde, Kurtuluş Savaşı'nın ruhunun, bağımsızlık aşkının Mehmet Akif'in dizeleri ile Meclis kürsüsünden okunmasıydı.
"Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
12Mart günü bu
dizeler meclisimizin oy ve gönül birliği ile milli marşımız olarak kabul
edilmiştir. Milli marşımız 1930 yılına kadar Ali Rıfat Çağatay'ın bestesi ile
söylenmiş; bu tarihten itibaren de Osman Zeki Üngör'ün bestesi ile bugünkü
şeklini almıştır.
Milletleri millet yapan manevi değerlerin başında bayrak ve
milli marş gelir. Bu iki değer bir milletin onuru ve namusudur. Bir milletin
bayrağına yapılmış bir saldırı o millete; milletin milli marşına yapılmış
saygısızlıkta o millete yapılmıştır. En acısı da bayrak ve milli marş kavramlarının
anlamını idrak edememiş toplumla-rın kendi kutsallarını önemsizleştirmeleri,
sıradanlaştırmalarıdır. Bayrağa saygı, milli marşına sevgi, milli marş
okunulurken takınılan tavır ve gösterilen coşku topluluğun vatan sevgisi-nin,
milletini ne ölçüde sahiplendiğinin açık bir göstergesidir.
İstiklal Marşı'mızda anlamını bulan ifadeler; bu ülkede hala
nefes alan tek bir kişi kalsa dahi, ülke için umut ışığının sönmediğimi ortaya
koymaktaydı. Bu ülke alçakların hayasızca istilasından her ferdinin göğsünü
siper etmesi ile nasıl kurtulmuşsa; yine bu millet, bundan sonrada aynı
anlayışla hareket etmeye, temel değerlerinden aldığı güçle devam edecektir.
Sevgili çocuklar, sevgili gençler!
İstiklal Marşını sevmek, ülkemizi sevmektir,
İstiklal Marşını coşkuyla söylemek, ülkemize sahip
çıkmaktır,
İstiklal marşını vakur bir şekilde okumak, bağımsızlığımıza
sahip çıkmaktır.
Bağımsızlığımıza sahip çıkmak ise, onurumuza sahip
çıkmaktır.
İstiklal marşı ve bayrak törenlerinde bizlerin göstereceği
ciddiyet ve coşkunun derecesi bize bırakılan yüce mirasa ne denli sahip
çıktığımızın göstergesi olduğundan; bayrak törenlerine karşı her zamankinden
daha duyarlı olmak, bağımsızlık sevdası ile bu toprağa düşmüş şehitlerimize
karşı boynumuzun borcu olmalı-dır. Ancak o zaman İstiklal Marşımızın yazarı
üstad Mehmet Akif Ersoy'un "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı
yazdırmasın" duası gerçekleşir.
Konuşmamın sonunda hem bu yüce destanı yazan ustayı, hem de
yazdıran sayısız kahramanı rahmetle anarken, son sözü yine üstadın dizelerine
bırakıyorum:
"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal"
Daha sonra Mehmet Akif Ersoy'un hayatı ve istiklal marşının
kabulü slayt olarak gösterildi. Mehmet Akif Ersoy'un hayatından bir kesiti
Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu öğrencileri canlandırdı. Şiirler, İstiklal
Marşı oratoryosu ve son olarak da “Akif'e mektup” yarışması ödül töreni
düzenlendi.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder